Arama
En Çok Okunanlar
Canda Özür Olmaz - Belgeseli için Resme tıklayın


























pluginspage='http://www.microsoft.com/Windows/Downloads/Contents/MediaPlayer/'
width='340' height='320'
src='buraya da klipin URLsini girin'
autostart='True'
showcontrols='True'
showstatusbar='True'
showdisplay='True'
autorewind='True'>

Bizantion

MERHABA SEVGİLİ DOSTLARIM.

Yeni çalışmamızı; "Türkiye'de Engelli Gerçeği'ni " kitabımızda anlatmaya çalıştık.
Kitabımız MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İşadamları) derneği CEP KİTAPLARI tarafından yayımlandı,

Elinizdeki bu çalışmada engellilerin sahip olduğu hakların ne olduğunu ortaya koyması bakımından çok önemlidir.

Bu Kitap; Engelliler hakkındaki bilgi eksikliğimizi giderirken, ön yargılarımızı ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca; engellilerinde, kendilerine bir lütuf gibi sunulanların, aslında yasal hakları olduğunu görmesini sağlaması bakımından çok önemlidir.

Mustafa ÖZTÜRK

BİR İSTANBUL, BİR DE SEN...

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 13 Mayıs 2012, Pazar




Bir İstanbul, birde sen;
gelip oturdunuz yüreğime…
Nereye gitsem,sizde benimle geliyorsunuz…

Bir İstanbul, bir de sen;
Gelip oturuyorsunuz beynime…
Siz olmasanız, düşünemez oluyorum…

Bir İstanbul birde sen;
Gelip dokunuyorsunuz yüreğime…
Açılıyor, sevgi adına bütün pencereler
Ve ben kendi gerçekliğimle buluşuyorum…

Bir İstanbul, bir de sen;
Gizemli ve çekici kılıyorsunuz hayatı…
Ve hayatıN RENGİ sizinle buluşuyor...

Bir İstanbul birde sen;
zarafet en çok size yakışıyor,çünkü;çok zarifsizniz.
Ve SEVİYORUM, kelimesi... sizde çok şık duruyor…

MUSTAFA ÖZTÜRK/2012 MAY



BİR BAŞKA AÇIDAN ENGELLİ DÜNYASI

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 0 Yorum |13 Mayıs 2012, Pazar



Türkiye sakatlar haftasında bizde anlamlı bir çalışma yaptık;ANADOLU AJANSI İLE ENGELLİLERE EĞİTİM VEREN OKULLARA KONUK OLDUK…BEN GÖNÜLLÜ MUHABİRDİM…

İşte haberimiz…

Anadolu Ajansı engellilere eğitim veren okullara konuk oldu
-Hamidiye Otistik Çocuklar Eğitim ve İş Merkezi Müdürü Görür:
-''Velilerden istediğimiz otistik çocuklarını erken yaşta
eğitime yönlendirmeleri''
-Türkan Sabancı Görme Engelliler Okulu Müdür Yardımcısı Yıldız:
-''Aileleri, artık engelli çocuklarını evde tutmaktan vazgeçip
okula göndersinler''

(Fotoğraflı-Görüntülü)

ANKARA (AA) - 12.05.2012 - Selma Kasap - Anadolu Ajansı, Canda Özür Olmaz Derneği ile iş birliğine giderek, Engelliler Haftası dolayısıyla engellilerin eğitim aldığı sınıflara konuk oldu.

Otistik ve görme engellileri eğitim alırken görüntüleyen AA, eğitimli engellilerin topluma yük olmayacağını aksine fayda sağlayacağını gözler önüne serdi.
Hamit İbrahimiye Otistik Çocuklar Eğitim ve İş Eğitim Merkezi öğretmenlerinden Gülşen Topaloğlu, yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan ve nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmin, sosyal etkileşim ve dil gelişiminde gerilik, sınırlı ilgi alanları ve takıntılar olarak tanımlandığını dile getirdi. Topaloğlu, otistik çocukların adlarına tepki vermediklerini, çevresindekilerle göz kontağı kuramadıklarını aktardı.

Okullarında öncelikle günlük yaşam becerileri öğrettikleri otistik çocukları daha sonra grup eğitimlerine aldıklarını anlatan Topaloğlu, çocuklara kişisel yaşam becerileri yayında iş becerileri ve meslek kazandırmak için eğitim verdiklerini dile getirdi. Topaloğlu, ''Bu konudaki çalışmalar sınırlı olmakla birlikte kat hizmetleri, kafeler, galoş yapımında iş imkanları sağlanabiliyor'' diye konuştu.
Okul Müdürü Ahmet Görür de otistik çocuğu olan ailelere seslenerek, ''Çocuklarınızı okula gönderirsem ne olur? diye düşünmeyin. Velilerden istediğimiz otistik çocuklarını erken yaşta eğitime yönlendirmeleri. Biz onlara kendilerine gerekli yaşam becerilerini vereceğiz ve meslek edinme yolunda da eğitimlerinde yanlarındayız'' diye konuştu.

-Karanlık dünyaları aydınlatan eğitimler-

Türkiye genelinde 400 bin dolayında görme engelli, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 19 görme okulu bulunuyor. Engelli grupları içerisinde üniversite mezunlarının hemen hemen tamamını görme engelliler oluşturuyor.

MEB'e bağlı okullardan biri olan Üsküdar Türkan Sabancı Görme Engelliler Okulu'nda, görme engelli öğretmenler de eğitim veriyor.
Görme engelli Müdür Yardımcısı Murat Yıldız, okullarında gören öğrencilerle görme engellilerin bir arada eğitim aldığını anlattı.

Okullarında 8. sınıftan sonra el becerilerinin geliştirilmesine yönelik atölye çalışmaları yapıldığını anlatan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Görme engelliler, kabartma yazıyı öğrenerek okul hayatına başlıyor, Onların kitapları normal kitaplardan birkaç kat daha kalın. Matematiği abaküs, yönlerini bulup engellere takılmamayı beyaz baston eğitimleriyle öğreniyorlar. 4-5. sınıfta, sesli programla bilgisayar kullanmayı öğreniyor, böylece internetten gazete, dergi ve sosyal paylaşım siteleri takip edebiliyorlar.

Görme engelliler 8. sınıftan itibaren normal liselere gidebiliyor. Ortaokuldan itibaren kaynaştırma sınıflarında yer alabiliyorlar. Bilgisayar sayesinde braille alfabesiyle yazılmayan kitaplara da ulaşma imkanı sağlandı. Görme engellilerde yüksek öğretime devam oranı daha fazla. Avukat, psikolog, rehber öğretmen olarak çalışan görme engellilerin sayısı oldukça çok. İmkan tanındığı takdirde bu sayı daha da artar.''

Engellilerin okumaktan başka şansı olmadığını vurgulayan Yıldız, ''Veliler, engelli çocuklarınızı okutun. Devletimiz gerekeni yapıyor, tüm imkanları sağlıyor. Daha da iyisi olacak. Görme engelliler alanında 19 okul var. Bunların birçoğu devletin sağladığı servis imkanıyla okullara devam ediyor. Bir kısmı yatılı olarak eğitim alıyor. Her türlü ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor. Aileleri, artık engelli çocuklarını evde tutmaktan vazgeçip okula göndersinler'' ifadelerini kullandı.

-Görme engelli öğretmenden İngilizce dersi-

Okulun İngilizce öğretmenlerinden Fahriye Alper de görme engelli. Okunuşuyla yazılışı farklı olan İngilizce dersini kendisi gibi olan öğrencilere başarıyla öğreten Alper, İngilizce kelimeleri yüksek sesle okuyor, sonra da harfleri tek tek söylüyor.

Fahriye Öğretmen, görme engellilerin eğitim hayatında yer almasında en büyük katkının velilerden olduğuna işaret ederek, tüm engelli ailelerinin çocuklarını okula göndermesi gerektiğini vurguladı.

-''Eğitim en büyük sorun''-

Canda Özür Olmaz Derneği Başkanı Mustafa Öztürk, 10-16 Mayıs arasındaki Engelliler Haftası dolayısıyla AA ile bir dizi program hazırladıklarını anlattı.
Türkiye'de yaklaşık 8,5 milyon engelli bulunduğuna işaret eden Öztürk, şöyle konuştu:

''Sokağa çıktığınızda, alışveriş merkezlerine gittiğinizde engellilerle karşılaşmıyorsanız; engelliler kamu binalarından, toplu taşıma araçlarından istediği gibi istifade edemiyorsa; kaldırımlarda, parklarda, insana ve hayata dair ortak kullandığımız her ne varsa buralarda engellileri göremiyorsanız bunun en temel nedeni engellilerin toplumun içerisinde yer alacak temel özelliklere sahip olmamasıdır.

Eğitim başta olmak üzere erişilebilirlik, ulaşılabilirlik ve fiziksel olgular engellilerin bizimle bütünleşmesi konusundaki en büyük sorundur. Eğitemezseniz istihdam edemezsiniz; istihdam edemezseniz, sosyal güvenceye ulaştıramazsınız.

Bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman yoksulluk demektir. Ailelerin darmadağın olması demektir. İşte bunları ortadan kaldırmak için eğitim olgusunu incelemeye, eğitilebilir ve öğretilebilir engelli gruplarını tanıtmaya çalıştık.''

Engellilere eğitim verildiğinde hayatlarını başarıyla yürütebildiklerini dile getiren Öztürk, ''Görme engeline rağmen avukat, psikolog, doktor; spastik engeline rağmen akademisyen, iş adamı fizik mühendisi; işitme ve konuşma engeline rağmen sanayici iş adamı ve akademisyen olan kariyer yapan kişiler var, bu nedenle eğitim vazgeçilmezdir'' dedi.

MUSTAFA ÖZTÜRK



BANA MUHALEFET DİYORLAR

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 0 Yorum |08 Mayıs 2012, Salı




BANA MUHALEFET EDİYORSUNUZ DİYORLAR -2-

Geçen yazımıza kaldığımız yerden devam edelim. Hani muhalefet gibi davranıyorsunuz diyorlar ya! Eleştiriyorsunuz diyorlar ya…!
İçinde bulunduğumuz ay ve hafta Türkiye’de sakatlar haftası olarak kutlanıyor. Ülkemizin her yerinde birçok etkinlik yapılıyor. Paneller, konferanslar vs…

Ben size bu etkinliklerde günü kurtarmak için, yapılan popülist uğraşılardan söz etmeyeceğim. Ben size, daha gerçekçi olan, engellilerin dünyasındaki dağ gibi duran sorunlardan söz edeceğim. Yorum yapmayacağım.

Anlatacağım sorunlar, gün gibi orta yerde duran sıkıntılardır. Bu sorunlar yok demekle ortadan kalkmıyor ki! Keşke öyle olsa! Bende kimseyi üzmek istememiş olurdum.

Muhalefet olsun diye yazmıyorum, Bunları anlatmak benim işimin bir parçası.
Bunlar yoktur diyecek, ilgili bakan veya bürokrat varsa çıkıp açıklasın. Bende sözümü geri almaya hazırım. Hatta kamuoyunun önüne çıkıp özür dileyeceğim.
Engellilerle ilgili İki Genel Müdürlükten birisi ve sosyal politika’nın belirlenmesi açısından en önemlisi; Yaşlı ve Özürlü Hizmetleri Genel Müdürlüğüdür.
İlgili Genel Müdürlük Kamu kurumlarına, sosyal politikanın belirlenmesi için araştırma yapar,veri hazırlar ve sunar.İlgili kurum ve kuruluşlarda bu verilere göre planlama yapar.

Bu yüzden bilgi bankasının olması gereklidir. Oluşturulan bilgi bankası, bu verilerin kullanılması için çok önemlidir.

Şimdi soruyorum? İlk kurulduğunda adı Başbakanlık Özürler İdaresi Başkanlığı, şimdiki adı Yaşlı ve Özürlü Hizmetleri Genel Müdürlüğü olan bu önemli kurum; neden hala bir bilgi bankası oluşturamamıştır?

Bilgi Bankası; Mili Eğitim Bakanlığı için önemlidir. Çünkü; özür gruplarına göre okul planlaması, eğitmen yetiştirme ve ataması bu plana göre yapılması gerekiyor.

Bilgi Bankası; Sağlık bakanlığı, Çevre bakanlığı, Tarım Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Yerel Yönetimler, araştırmacı ve akademisyenler için önemlidir.İlgili kurumlar, Kısa,orta ve uzun vadeli planlamalarını buna göre yapacaklardır.

Yeni yapılanma içinde neden hala, yaşlı ve özürlülerle ilgili bir politika belirlenememiştir?

Ne yapıldı? Ne yapılacak sorularının cevabını neden hala bilmiyoruz?
Gelişmiş ülkelerdeki yapılanmalar örnek alınıyorsa! neden hala, engelli konfederasyon, federasyon ve dernekleri ile bir araya gelinip bir çalışma biçimi oluşturulamamıştır.

Kuruluş amaçları, engelliler için daha yaşanabilir bir dünya kurmak için çalışmak olan, sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerileri neden dikkate alınmıyor?
Geçenlerde,canlı yayınlanan radyo programına katılan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri neden hala davet edilmediklerini anlamadıklarını kamuoyu ile paylaşmışlardır.

Şiddete uğrayan kadınlardan söz etmek için kameralar karşısına çıkan, televizyon televizyon dolaşarak çözüm önerileri sunanlar, neden, eşleri tarafından,şiddete maruz kalan, terk edilen,aile baskısıyla bunalan kadınlardan hiç söz etmiyor?

Yoksa; Engellileri doğuran veya kendisi de engelli olan anneler,kadın değil mi?
Yapılan son araştırmalarda, boşanma oranı %74,ve depresif oldukları için ilaç kullanan annelerin oranı da %78 olan bu anneler, için hiç mi söylenecek sözümüz yok?

Hükümet son on yıldır, yoksulların, yaşlıların, kimsesizlerin, engellilerin hayatını kolaylaştırmak için ,heyecanla çalışıyor.Yasalar çıkarıyor.Bu düzenlemelerin uygulanması ile hakikaten engellilerin hayatı büyük oranda düzelecek, mevcut engelliler rahat bir nefes alacaklar,gelecek engelli kuşağı da daha iyi şartlarda hayat sürecekler…

Bir başka soru ve gerçekten çok önemli; 2005 yılında çıkarılan özürlüler yasasının yönetmeliği neden hala tamamlanamadı?

Yedi yıldır çıkarılmış bu yasanın tanıtımı için, alanda çalışan memurlarınız başta olmak üzere, sanayici ve işadamlarına, sivil toplum kuruluşlarına, kamu kurum ve kuruluşlarına, neden yeteri tanıtım yapılarak bilgilendirilmedi?

Neden hala engellilerin hayatında bir iyileştirme yapılmadı? Ya da, Türkiye de devrim sayılan özürlüler yasası bir faydaya dönüşmedi?

Şimdi sıkı durun! Size bir reklamın iflasını anlatayım…Aile ve sosyal Politika Bakanlığına bağlı, Yaşlı ve Özürlü Hizmetleri Genel Müdürlüğü, görme engelliler için göz,NAVİGASYON cihazı dağıtacağını cümle aleme ballandıra ballandıra anlatıp, dağıttı…Engelliler çok sevinmişti.Hatta alamayanlar çok üzülmüştü…
Oysa dağıtılan cihazların hepsi bozuk çıktı…yani anlayacağınız bozuk cihazları engellilere verdiler?

Bunlar evlerinde süs olsun diye değil, hayatlarını kolaylaştırsın diye dağıtılmıştı.
Ben bizzat, İlgili Genel Müdür, Sayın Aylin çiftçiyi arayıp durumu anlattım. Oda bana cevaben,”Ulaştırma Bakanlığı bu cihazları dağıttı. Bizde bu durumdan rahatsızız” dedi…

Şimdi soruyorum; bu cihazları siz dağıttınız. Tabi, Ulaştırma Bakanlığı ile birlikte… Bozuk olduğu anlaşılan cihazlar için ne yaptınız?

Neden hala bir şeyle yapılmadı? Engellilerden bu cihazlar geri istenip, yerine çalışır cihazlar verilmedi?

Allah aşkına söyleyin, kurulduğu günden bu yana, elle tutulur ne yapıldı?
Kuru vaatlerden başka ne söylendi?

Umut dağıtılmaktan başka, somut olarak neler yapıldı?

Ben bunları görüp, gözlerimi mi kapatmalıyım? Görmezlikten mi gelmeliyim?

Birileri memnun olacak diye, susmalı mıyım?

Hayır! asla susmayacağım. Gördüğüm her sorunu; yazılarımda, radyo programımda, televizyon programların da, panellerde, seminerlerde, konferanslarda daha yüksek sesle anlatacağım.

Bir sonraki yazımızda,alandaki sorunları anlatmaya devam edeceğim…
Akrafm radyoda devam eden “HAYATA RENK KATANLAR” radyo programımı izlemeye,yazılarımı okumaya ve sorunlarınızı bana iletmeye devam edin…
Tepe yöneticileri anlayana kadar,görmezden geldikleri sorunlara çözüm bulana kadar anlatmaya devam edeceğim..

Selam ve dua ile

Mustafa ÖZTÜRK
bilgi@candaozurolmaz.org



MUSTAFA ÖZTÜRK,ANADOLU AJANSINA MUHABİRLİK YAPTI...ENGELLİLERLE SÖYLEŞİ YAPTI...

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 0 Yorum |10 Mayıs 2012, Perşembe






Engelleriyle Zirvedeler


Selma Kasap/Sinan Balcıkoca - Hayata küsmeden, azimle başarıya koşan engellilerin yaşam öyküleri, ayakta alkışlanmayı hak ediyor.
Selma Kasap/Sinan Balcıkoca - Hayata küsmeden, azimle başarıya koşan engellilerin yaşam öyküleri, ayakta alkışlanmayı hak ediyor.
Anadolu Ajansı, 10-16 Mayıs tarihleri arasındaki "Dünya Engelliler Haftası" dolayısıyla Canda Özür Olmaz Derneği yetkilileriyle iş birliğine giderek, "engel tanımaz engellilerin" başarılarına şahitlik etti.
Engeline rağmen yılmayıp hayata sıkıca tutunan 24 yaşındaki ortopedik engelli Duygu Deli, başarılarıyla adından söz ettiriyor. "Duyguların Sessiz Çığlığı" isimli şiir kitabıyla takdirleri toplayan Deli, aynı zamanda tiyatro oyunculuğu yapıyor.
Deli, AA adına gönüllü muhabirlik yapan mustafa öztürk’e yaptığı açıklamada, ilkokul 5. sınıfta katıldığı şiir yarışmasında birincilik elde ettikten sonra şiire karşı ilgisinin yoğunlaştığını anlattı. Şiirlerinde, gördüğü ve duyduğu her konuyu kaleme aldığını anlatan Deli, şiir kitabının da Küçükçekmece Belediyesi'nin desteğiyle basıldığını belirtti.
Toplumun engellilere acıyarak baktığını ifade eden Deli, "Bizleri ancak normal insan kategorisinde görürlerse bir fayda sağlayabilirler. Engelli dostlarımıza içlerine kapanmaktansa dışarı açılıp, çeşitli aktivitelerde bulunmalarını öneriyorum" diye konuştu.
-Ayaklarını kullanarak yaptığı resimler, ünlü ressamların eserleriyle sergileniyor-
Eskişehir Özel Samanyolu Gülbahar İlköğretim Okulu 3. sınıf öğrencisi Sümeyye Boyacı ise doğuştan iki kolu olmamasına rağmen diğer organlarıyla tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Birçok işi ayaklarını kullanarak yapan Sümeyye, kapı kolunu çenesiyle açıyor, zile ve asansör düğmesine burnuyla basıyor.
Derslerinde başarılı olan Sümeyye'nin en büyük hedefi iyi bir hukukçu olmak.
Resim ve ebruyla da ilgilenen, ayaklarını kullanarak, annesinin, babasının ve kardeşinin resmini yapan Sümeyye Boyacı, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için güllerle dolu bir bahçe, eşi için lale çizdim. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in portresini yaparak, kendisine hediye ettim" dedi.
Sümeyye Boyacı'nın 7 eseri, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda açılan karma sergide ünlü ressamların eserleriyle sergilendi.
Anne Semra Boyacı da kızının 2 yaşından beri normal çocuklar gibi her türlü işini kendisinin yaptığını belirterek, "Bize neredeyse hiç ihtiyacı yok. Tuvaletten tutun da giyime kadar aklınıza ne geliyorsa her türlü ihtiyacını kendisi karşılıyor. Salata yapıyor, yatağını ve odasını kendi topluyor" dedi.
Kızlarına sağladıkları en büyük imkanın ona inanmak ve güvenmek olduğunu vurgulayan anne Boyacı, "Engelli çocukların aileleri, çocuklarına güvensinler. Onlara yol göstersinler, yanlarında olsunlar ama onların hayatlarını yaşamasınlar" diye konuştu.
Sümeyye'nin ebru eğitmeni Didem Üstün de Boyacı'nın 3 yıldır öğrencisi olduğunu dile getirerek, "Sümeyye, atölyeye geldiğinde 6 yaşındaydı. Bu kadar küçük öğrencim hiç olmamıştı. Büyük bir azim, irade ve zekaya sahip. Bu özelliğini doğru kullandığı takdirde yapamayacağı hiçbir şey yok" değerlendirmesinde bulundu.
-Hukuk fakültesini azmiyle bitirdi-
Geçirdiği kaza sebebiyle iki kolunu kaybeden ve protez yardımıyla yaşamını devam ettiren TürkiyeSakatlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Turan Hançerli, kazanın ardından Hukuk Fakültesini bitirdi. Hançerli, 12 yıldır serbest avukatlık yapıyor.
Engellilerden diğer insanlardan farkı olmadıklarını içselleştirmelerini isteyen Hançerli, "Engelli olanla olmayan arasında aslında bir fark yok. Acımak için de yok, sevgi göstermek için de yok, başka bir şey için de yok. Sadece engelli bireyin bazı özel gereksinimleri var ve bunlar da engelli olmayanlarınkinden çok farklı değil. Örneğin, yüksek merdivenler ortalama bir insan düşünülerek yapılmıştır ve engelli bireyler yok sayılmıştır. Bu yok saymanın sorumluluğunu lütfen taşıyalım derim" diye konuştu.
-Kolları yok, 20 sergide eseri var-
Beş yaşında buğday makinesine kollarını kaptıran, 7 yaşında ihtiyaçlarını ayaklarını kullanarak gidermeye başlayan Ayşe Işık, 8 yıldır yaptığı resimlerle 20 sergiye imza attı.
Engellilerin üretken olmaları gerektiğini vurgulayan Işık, "Engelli, özürlü, sakat kelimesinden nefret eden biriyim. Engellilerin de böyle olmasını istiyorum. Toplumun biraz daha insanlara açık olmasını ve engelli çocukların evde değil sokakta toplumda, her şeyin içinde olmasını istiyorum" diye konuştu.
- Ankara





Mustafa ÖZTÜRK
Daly