Arama
En Çok Okunanlar
Canda Özür Olmaz - Belgeseli için Resme tıklayın


























pluginspage='http://www.microsoft.com/Windows/Downloads/Contents/MediaPlayer/'
width='340' height='320'
src='buraya da klipin URLsini girin'
autostart='True'
showcontrols='True'
showstatusbar='True'
showdisplay='True'
autorewind='True'>

Bizantion

MERHABA SEVGİLİ DOSTLARIM

Yeni çalışmamızı; "Ateşin düştüğü yürekler" kitabımızda anlattık.
Kitabımız Hayat Yayınları tarafından yayımlandı, Kitabımızda Hz.Peygamber ve sahabelerinde engellilerle ilgili örnek çalışmalarına yer verdik.
Engelli Arkadaşların ve engelli ailelerin acılarını ve sevinçlerini bu satırlar aracılığı ile sizinle paylaştık.
HAYATIN PAYLAŞMAK OLDUĞUNU HATIRLATIR, HEPİNİZE ESENLİK DOLU GÜNLER DİLERİM.

HAYAT YAYINLARI
Tel:(212)4831010
Fax:(212)4830900

Nazım Hikmet yazmış...YORUMSUZ EY SEVGİLİ....sana!

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 0 Yorum |28 Temmuz 2010, Çarşamba




Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasın...da bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

NAZIM HİKMET



SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 0 Yorum |26 Temmuz 2010, Pazartesi






SEVGİ Mİ? BEYENİ Mİ?

Kişi sevdiğiyle olmak ister!. Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadar, onunla yaşar!. Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “ beğeni ” ile “ sevgi ”yi birbirine karıştırırız.

“ Beğeni ” yanında “ sahip olma ” arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın… Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!. Kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler… Her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister.

“ Sevmek ” ise bundan çok farklıdır…

Sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!… Yakınlık bile uzak gelir sana!… Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!.

Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!… Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.

Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

Beğenen sahip olmak ister…

Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!.

Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “ kopamama ” sabunuyla!. Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..

Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “ nefret” e döner “ beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..

Oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir…

Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı…

Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!

Seven, karşılıksız sever!…

Beğenen karşılığını ister!...

Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. atamaz kendini ateşe!.

Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.

Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “ sevgi ” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “ delillik bu ” derler…

Beğenme bir tür “ hobi ”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay!..

Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!. Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü O!… O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık oldu!..

“ Kendine seçtikleri ”dir sevenleri bir çehreden!… Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “ mukarreb ”leri!…

Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi…

Sevmek için yaratmıştır sevilenleri!.

Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk” ı yaşattıklarını!..

Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı!. Bunun aşk olduğunu!..
Oysa gerçek “ aşk ” O 'nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O 'nda yitirip; O 'nun “ Baki ”liğini yaşattıklarıdır gerçek “ aşık ”lar!..

Özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “ aşık ” olmak için!.. Yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler!..



SESİMİZİ DUYURMAK İSTİYORUZ, DÜNYANIZDA BİZEDE YER VAR MI?

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 0 Yorum |20 Temmuz 2010, Salı




Program Müdürüne

Sosyal politikalarda görünen derin boşluk nedeniyle bende bir şeyler yapabilmek adına, insan haklarının en çok ihlal edildiği özürlülük alanında çalışmalar yapmaktayım. Akademik çalışmalarımın (bu alanda yayınlanmış eserlerimiz) yanı sıra, bazı gazetelerde köşe yazarlığı (www.ogunhaber.com, www.antalyagunlugu.com, www.engellinin sesi.com -aylık dergi) ve toplumda özürlü bilincini oluşturmak amacıyla televizyon ve radyo programları yapmaktayım.

Bu alanda yapmış olduğum tüm çalışmalar www.mustafaozturk.com.tr kişisel web sitesinde değerlendirilmektedir.

Türkiye Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre; Türkiye’de % 12.29 oranında (8.450.000) özürlü-engelli yaşamaktadır. Bu rakamın dolaylı olarak ilgilendirdiği birinci derecedeki annesi, babası, teyzesi, dayısı, halası ve amcasını da düşündüğümüzde büyük bir insan kitlesiyle karşı karşıya olduğumuz görülmektedir.

Aynı verilere göre, Türkiye’deki engelli nüfusun % 64’ü okuma yazma bilmemektedir. İlköğretim ve lise bitirenlerin oranı %14, üniversite bitirmişlerin oranı da sadece %2’dir. Ayrıca, engellilerin yüzde 36’sının açlık sınırının altında olduğu tespit edilmiştir.

Böylesine büyük, yoksul ve eğitimsiz insan kitlesinin, her geçen gün kartopu gibi büyüyerek devam eden sorunları var . Bu sorunlara işitsel, görsel ve yazılı medyanın yanı sıra toplumun sağlıklı bireyleri de maalesef kayıtsız kalmaktadır…

Engellilerin eğitimsiz oluşları, kendi sorunlarının çözümüne yönelik projeler üretmesinin önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Engelliler adına kurulan gönüllü teşekküllerin (STK) sayısı yeterli değil ve yöneticilerinin liyakat sıkıntısı bulunmaktadır. Bu kurum ve kuruluşlar özürlüler adına kısa, orta ve uzun vadede verimli çalışmalar yapamamakta, toplumda özürlü bilincinin oluşmasını sağlayacak projeler üretememektedirler.

Bu bağlamda; tüm bu çalışmalarımızı yazılı ve görsel medya aracılığı ile, daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz. Ülkemizde hizmet veren yazılı ve görsel medyanın değerli yetkililerinden, bu alanda yapmak istediğimiz çalışmalara yer vermelerini istemekteyiz. Gazetelerinizde engellilerin sesini duyuracakları bir sayfa, televizyonlarınızda, toplumda özürlü bilincini oluşturacak programlar yapmamıza izin verin.

Engellilerin kendilerini ifade edebildikleri, başarılarıyla öne çıkacakları, sorunlarının tartışılarak çözüm önerilerinin yer alacağı bir programa çok ihtiyacımız var. Eğer bize güvenebilirseniz bunu biz başarabiliriz. Çünkü bunun için yeteneğimiz, bilgi ve tecrübemiz mevcuttur.

Televizyonunuzun sorumlu medyacılıkta öncülük yapmasını istiyoruz. Emin olun ki, bu yaklaşımınız toplumsal barışa da büyük katkı yapacaktır.

Sizin Engellinin Sesi olmanızı istiyoruz. Eğer hayatı onlarla paylaşırsanız, toplumun bu dezavantajlı gurupları adına çok anlamlı olacaktır. Sizde bilirsiniz ki, hayat paylaşmaktır; zamanı, acıları ve sevinci…

Zamanı paylaşırsanız onu anlamlandırırsınız, acıları paylaşırsanız onu azaltırsınız. Sevgiyi paylaşırsanız onu çoğaltırsınız.

Hayatı paylaşmak için, dünyanızda bize de yer açın…

Mustafa ÖZTÜRK
www.mustafaozturk.com.tr



SEVGİLİ DOSTLAR ,YAZILARIMIZ AŞAĞIDAKİ GAZETELERDEN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ.

Kategori: | Yazan: Mustafa Öztürk | 0 Yorum |09 Nisan 2010, Cuma

Sevgili dostlarım

Artık her hafta düzenli olarak bir gazetede yazmaya başladık."OGÜN GAZETESİ" inde ve "Engellinin sesi BİZDE VARIZ DERGİSİ" 'nde yazılarımız düzenli olarak yayınlanmaktadır.eyer internet üzerinden takip etmek isterseniz aşağıdaki adrese tıklayın lütfen:


http://www.ogun.com.tr


bizdevarizdergisi@gmail.com ( Engellinin sesi BİZDE VARIZ DERGİSİ )

Ayrıca her hafta aşağıdaki internet sayfalarında yazılarım olacak.

Elbette yine engellilerin sorunlarını tartışacağız.Yine onların hayatlarını kolaylaştıracak gayret içinde olacağız.

Hepinize sevgiyle paylaşacağınız yarınlar diliyorum.

selam ve dua ile

mustafa ÖZTÜRK


http://www.antalyagunlugu.com


http://www.ankarasehir.com




© 2006 Tüm Haklari Saklidir
Daly