Süreğen hastalıklardan söz ederken daha çok kendi çalışmamızı sizinle paylaşacağız.Fatih Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2007-2008 Güz Dönemi ikinci sınıf öğrencileri ile bazı uygulamalar yaptık. Buna atölye çalışması ya da laboratuar çalışması da denebilir. Bu çalışmamızda 70. Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İlköğretim Okulu’nu çalışma alanı olarak seçtik.Bu hastane okulunda birkaç özrü olan çocuklar da vardı,ancak biz daha çok bir özrü olan çocuklarla ve hastalığı ile ilgilendik. Bu çalışmanın, bu alanda eğitim gören arkadaşlar için de bir veri olabileceğini ve bu verileri daha da geliştirebileceklerini düşünüyoruz.
ALAN ÇALIŞMASI
Süreğen
hastalıklardan söz ederken daha çok kendi çalışmamızı sizinle paylaşacağız.Fatih
Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2007-2008 Güz Dönemi ikinci sınıf
öğrencileri ile bazı uygulamalar yaptık. Buna atölye çalışması ya da laboratuar
çalışması da denebilir. Bu çalışmamızda 70. Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Merkezi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İlköğretim Okulu’nu çalışma alanı olarak
seçtik.Bu hastane okulunda birkaç özrü olan çocuklar da vardı,ancak biz daha
çok bir özrü olan çocuklarla ve hastalığı ile ilgilendik. Bu çalışmanın, bu
alanda eğitim gören arkadaşlar için de bir veri olabileceğini ve bu verileri
daha da geliştirebileceklerini düşünüyoruz.
Gözlemlerimizi
bu başlıklar altında toplamaya çalıştık.Tanı ve tanımlar için uzmanlarımızın
görüşlerini aynen aktardık.Bu başlıkar;
Hastalığın Tanımı
Hastalığın
Belirtileri ve Nedenleri
Hastalığın
Fiziki Görünümü
Hastalığın
Aile ve Çocuktaki Psikolojik Durumu
Eğitim Süreci
ve Öğrenmeye Karşı Tepkileri
Rutin ve
Sağlık İzleme Süreçleri
Eğitim Ortamında
İlkyardım
Hasta Çocukla
Personel-Öğretmen İlişkisi
Eğitim Verilen
Yerdeki Çevre Düzenlenmesi
Çocuk
Hakkında Grup Olarak Gözlemlerimiz
Yaptığımız
ve bu çalışmada yer verdiğimiz gözlem, tespit, görüş ve öneriler tamamen
uygulamanın içinde bulunan öğrenci arkadaşlarımızın emeğinin ifadesidir. Siz de
bu çalışmaları size en yakın yerde bulunan özel eğitim ilköğretim okullarında
ve rehabilitasyon merkezlerinde yapabilirsiniz.
UYGULAMA (ALAN ÇALIŞMASI) -1-
Bu Hastalığı Taşıyan Özel
Eğitim Verilen Öğrencimize Dair Kimlik Bilgisi
Osman ……
30/04/1993 doğumlu
Hastalığın
Türü: Spina Bifida
Evin ikinci çocuğu
Ailede başka
hastalıklı(özürlü9çocuk yok
Akraba
evliliği değil
Hastalığın Tanımı
Spina bifida:
Latinceden gelen “ayrık”yada “açık” omurga anlamına gelen bir kelimedir.bebeğin
omuriliğinin açıkta doğması anlamına geliyor. Spina bifida omurgaların iki
yarısının aynı hatta birleşemediği bir kusurdur.Orta hatta açık kalan bölgeden
tek başına omuriliğin etrafını saran zarlar(meningosel)veya zarlarla beraber
omurilik dokusu(meningomiyelosel)fıtıklaşır.Sipina bifida en çok bel bölgesinde
görülür.
Sipina bifida
ülkemizde yaklaşık 100/3 oranında gözlenen doğumsal bir kusurdur.(Dr. Doğan KOCATEPE)
Bebeğinizi bu
ciddi sorundan korumanın en önemli yolu ise hamilelik döneminden önce folik
asit kullanmaya başlamak. Aksi takdirde ciddi bir sağlık problemi olan bu
hastalık, bebeği ömür boyu etkiliyor.Çünkü, “Spina bifida santral sinir sisteminin
en ağır anomalisidir,” (Prof. Dr.
Mehmet Özek),
Spina bifida nedir?
Bu hastalık,
hamileliğin ilk üç ayında omuriliğin kapanıp bir tüp hâline gelmesi sırasında
oluşan bir problem. Bu problem sonucunda omurilik belli bir bölgede kapanıp tüp
hâline gelemediği için üzerindeki zar tabakası oluşamıyor. Bu sebeple bebek,
sırtında belli bir bölge açık hâlde doğuyor.
Spina bifida,
santral sinir sisteminin en ağır anomalisidir. Hastayı tüm hayatı boyunca
etkiler. Oysa ki bu hastalıktan korunmak hiç de zor değil. Tek yapmanız gereken
planlı bir hamilelik dönemi geçirmek. Hamilelikten önceki üç ay ve hamileliğin
ilk üç ayında folik asit alarak bebeğinizi yaşam boyu etkileyecek bir hastalıktan
korumanız mümkün.
Hastalığın Belirtileri ve Nedenleri
Sipina
bifida hastalığının birden çok nedeni olduğu düşünülmektedir.Sipina bifidalı
doğan bebeklerin yakınları arasında %5 oranında doğumsal kusura rastlanılması
olayın kalıtsal bağlantısının güçlü olmadığını düşündürmektedir. Sara hastalığı
olan,insülüne bağımlı şeker hastalığı olan anne adaylarında Sipina Pifida
nispeten daha sık görülmektedir.Sipina Bifida bazı durumlarda kromozom
kusurlarına veya genetik hastalıklara bağlı sendromların seyrinde de
gözlenebilmektedir.(Dr. Doğan KOCATEPE)
Spina
bifidanın en önemli sebebi folik asit eksikliği. Bu eksiklik yüzünden
hamileliğin birinci ayının sonunda omuriliğin sergilemesi gereken gelişme eksik
oluyor. Böylece o kısım açıkta kalıyor.Hamilelik döneminde Folik asit kullanılması,hastalığın
tekrarlanmasını büyük ölçüde önlemektedir.Buda Folik asitle yakın bir ilişki
olduğunu düşündürmektedir.
Hastane okulundaOsman BAŞER’in anne ve babasında,yada birinci
derecede yakın akrabalarında bahsettiğimiz türden bir ilişki olmadığını
gözlemledik.Doğumsal bir kusur olduğu anneye söylenilmiştir.Dünyadaki bu
hastalıkla ilgili araştırma sonuçları incelendiğinde
Hastalığın bir nedene bağlı olmadığı, bir çok
nedene bağlı olduğu görülmektedir. Ancak kesin bir neden söylenilmektedir.
Bebekteki
belirtileri
Sipina Bifidalı doğan bebeklerin
yapılan incelemesinde sıklıkla bel bölgesinde fıtıklaşma sorucu oluşan kese
şeklindeki yapı bariz bir şekilde belli olmaktadır.
Sipina bifida fıtıklaşma bölgesinde bulunan
sinirlerin işlev görmemesine neden olur.Bu felç sonucu ortaya çıkan belirtiler
defektin büyüklüğüne ve oluştuğu seviyeye bağlıdır.
Hastalığın Fiziki
Görünümü
Spina bifidalı çocukların da diğer tüm
çocuklar gibi normal hisleri, düşünceleri ve ihtiyaçları olduğunu
unutmamalıyız. Oyun oynamak, arkadaş edinmek, okula gitmek diğer tüm çocuklar
gibi onların da hakkıdır. Tüm spina bifidalı çocukların yaşıtları gibi sevilmeye,
okşanmaya ve oyun oynamaya ihtiyaçları vardır.
Hasta Çocuk Osman…….., tekerlekli
sandalye kullanıyor.Elleri vücuduna göre daha büyüktür. Kafası sol tarafa doğru
eğik bir biçimde durur. Bu durumun sadece çalışma esnasında olabileceği düşünülmüştük,
ancak,normalde de hastanın duruş biçimi böyledir.Spastik engellileri andıran
bir görünümü vardır. Hastalığına bağlı birçok rahatsızlıklarda zaman zaman
yaşamış ve bunlar kalıcı fiziksel bozukluklar meydana getirmiştir. Bunlardan en
belirgin olanı görme zayıflığıdır. Gözlem yaptığımız öğrenci Osman BAŞER’de de
bu rahatsızlığı gözlemledik.Görme sorununu kullandığı ileri derecedeki gözlükle
gidermeye çalışıyor.
Hastalığın
Aile ve Çocuktaki Psikolojik Durumu
Hasta çocuk Osman ……. hakkında kibu durumu anne ve babasıyla konuşarak nasıl
bir etki olduğunu anlamaya çalıştık.Kitabi tanımlardan ziyade annenin yaşadığı
süreci ifade etmesini daha çok önemsedik. Anne Ümran ……. hanım bu süreci şöyle
anlatıyor; hamileliğimin üçüncü ayında doğacak çocuğumuzun Sipina Bifida
olduğunu öğrendim.İlk duyduğumda ne olduğunu bilmediğim,ama iyileşebilir umundu
hiç kaybetmediğim bir şok dönemiydi.Sergilediğim çelişkili davranışlar
etrafımdaki herkesin dikkatini çekse de ben bunu uzunca bir dönem sakladım.Eşime,anne-babama,kayyın
pederim ve kayın valideme bile söylemedim.Yanlış olduğunu biliyordum ama,kendimi
suçlu gibi hissettiğimden olsa gerek ,hamilelik süresi boyunca bunu
sakladım.Doktor kontrollerine bile eşimden habersiz gidip geldim.Başka doktor’lara
da gidiyordum.Adını yeni duyduğum hastalık için kitaplar okumaya,araştırmaya
başlamıştım.İnternet üzerinden ulaşabildiğim bilgiler bu hastalığın tedavisinin
mümkün olmadığını gösteriyordu.
Anneydim özürlü bir çocuk doğurmak en çok beni
etkileyecekti. Belki de ben suçlanacaktım. Bunu ben yaptım gibi algılanacak,
belki de eşim ve ailesi beni suçlayacaklardı.Belki gerçekten ben suçluydum.
İşlediğim bir günahın bedelini ödeyecektim.Belki de o filmlerde gördüğüm
gibi,kayın pederim kahveye gidecek yüzü olmadığını,artık cemiyetin içine
çıkamadığını söyleyecekti…. Kafam allak bullaktı.Hiç bir sorunun cevabını
bulamıyordum.
İşin içinden tek başıma
çıkamayacağımı anladığımda bu durumu uygun bir dille doktor’uma anlattım.Onun
bu yanlış davranışımı daha iyi anlayacağını düşündüm.Sonrada Doktor’umun bunu
eşime anlatmasını rica ettim.
Her şeydüşündüğüm gibi oldu.Doktorum eşimle
konuştu,ona neden ve niçinler inin sizin elinizde olan bir şey olmadığını ve
kendinizi suçlamanın anlamsız olduğunu özellikle vurguladı.
Doğum sonrası artık her şey
saklanamayacak kadar açıktı. Oğlumuzun belindeki şişlik bunu ortaya
koyuyordu.Düşündüğümün tersine eşimin ailesi bu durumu daha olgun
karşıladılar.Hemen en iyi doktorlar araştırıldı,bulunup götürüldü.Bir şeyler
yapılamayacağı anlaşıldığında Allah’ın hediyesi bu emaneti en güzeliyle
ağırlayacaklarını söylediler.Bu yaklaşım biçimi beni çok mutlu etmişti.
Oğlum büyüdükçe bende hastalığından
daha fazla etkileniyordum.Hani derler ya “özürlü bir hayatı kabullenmek
kolay,amam toplumsal baskı özürlü olduğunuza sizi pişman ediyor” diye. İşte ben
şimdi bu çevre baskısını çocuğumun üzerinde daha fazla hissediyordum.
Akranlarıyla oynadığında arkadaşlarının onun özrüyle ilgilenmesi,annelerin
soruları,dedikoduları benim sinirlerimi bozuyordu.Eşimle ve diğer çocuklarımla
da kavga ediyordum.Onların oğlumuzla yeterince ilgilenmediklerini düşünüyordum.
Geceleri çok ağladım. Herkesin uykuda olduğu zamanlarda
ben ağlayarak çok yalvardım.Oğlumun iyileşmesi için dua ettim.
Bazen ümit doğuyor yeniden içime.
“Tamam, biz bu hastalığı yeneceğiz” diye düşünüyorum. Ama bu düşünce çok kısa
sürüyor. Sonra hemen ümitsizliğe düşüyordum. Benim bu duygularım haliyle ona da
yansıyor. Ben mutluyken o da mutlu oluyor. Ben oturup ağladığımda o da karşıma
geçip ağlıyor, ne olduğunu bilerek ya da bilmeden…
Birilerinden sürekli hırsımı
almak istiyorum. Oğluma, eşime sürekli bağırıp çağırıyorum. Bunun doğru
olmadığını biliyorum, bu da beni ayrıca üzüyor, kendimi başarısız ve çaresiz
buluyorum o zaman….
Tüm bunlar derin izler bıraktı
hayatımda.Şimdi kocaman oldu oğlum.
Ailemizde doktorlarında
belirttiği gibi duygusal düzlemde değişiklikler meydana gelmiştir;
Korku
Öfke
Çaresizlik
Ümitsizlik
Suçluluk (Yarm.Doç.Dr.Nevin ERACAR)farklı gelişen
çocuklar,editör,dr.adnan kulaksızoğlu-epilsan yayaınalrı-say.314-ist.2003)
Farklı çocuklar ve eğime dair şunları
söylemek istiyorum;
Farklı gelişim
gösteren her çocuk için uygulanan eğitime tabii tutuldu.Ailelerin Okulda
geliştirilen gelişim ve yetiştirme programlarının dışında kalmaları gerektiğini
biliyorum bu yüzden benim durumumdaki annelerle beraber okulumuzda okul alile
birliğini daha aktif hale getirdik.Bir dernek gibi çalışıyoruz.Dönüşümlü
programlarla rehber öğretmenin organize ettiği toplantılarda çocuğun okul
içinde ve dışındaki yaşantı ve davranışlarını paylaşıyoruz.Çünkü aileler
sürekli ve düzenli olarak aile terapilerindende yararlanırlar.Gurup tekniklerinin kullanıldığı terapi oturumlarında
yaşanan paylaşımlar çocuğun ailesi olarak bizlere de olumlu katkı yapmaktadır.
Kabul etsek te
etmesek te farklı çocuk ailede özel ve önemli değişiklikler yaratır.Bir çok
açıdan eksik kabul edilen bir çocuğa sahibiz.Böyle bir çocuğun doğumu veya
farklı gelişimi aile içinde taravmatik gelişmelere yol açmıştır.Bunların
hepsini aşmak yine bize düşmektedir.Ne yaptığını bilen, doktor ve psikolog
gözetiminde bu durum aşılabilir.
Osman …….’in
bir de kendisinden büyük bir ablası var. Ablasının çok sağlıklı olduğunu söyleyen
anne, ablanın Osman’ın durumunu kabullenmekte biraz zorlandığını ama sonunda
durumu kabul ederek kardeşinin en büyük yardımcısı olduğunu söylüyor.
Spina bifida çocuğu nasıl
etkiler?
Anne babaların ilk sorusu
genellikle budur. Spina bifidalı çocuklar birbirlerinden çok farklı
olabilirler. Genelde felç seviyesi omurilikteki hasarın yerine bağlıdır.
Hekimler çocuklara L2 veya T10 gibi adlar koyarlar. Buradaki harf bozukluğun olduğu
en yüksek bölgeyi gösterirken numara da etkilenen omurgayı belirtir. Örneğin
bir L2 spina bifidalı çocukta lomber yani bel omurlarının ikincisi düzeyinde
hasar var demektir. Bu da ileride çocuğun ayakta durma ve yürümesi konusunda
bize fikir verir. Spina bifida’lı çocukların %75'inde lomber/sakral düzeyde
yani bel bölgesinde bozukluk vardır. %25'inde torakal düzeyde yani sırt
bölgesinde arıza vardır.
Genelde lezyon ne kadar aşağıda
ise etkilenen kas miktarı da o kadar azdır. Örneğin L2 seviyeli bir çocukta
(bel), T8 seviyeli bir çocuğa göre daha hafif kas zayıflığı olur.
Felcin seviyesibelirlenerek çocuğa uygulanacak tedavi
planlanmalıdır. Farklı seviyelerde felci olan çocukların oturma, yürüme
konusundaki yardım ihtiyaçları da farklıdır. Belirleyici olan felcin ve duyu
kaybının sınırının başladığı yüksek bölgedir. Ancak gövdenin her iki yanında
farklı düzeylerde hasar görülebilir. Çocuğun bacaklarında his kaybı olduğu,
yani bacaklarını normalden az hissettiği de unutulmamalıdır.
Zeka gelişimi
Spina bifidalı çocukların
zekası normal hatta bazen normalin üstündedir. Ancak beyinde su birikmesi
(hidrosefali) olan çocuklar tedavisiz bırakılırsa bir süre sonra zeka gelişimi
geri kalabilir. Çocuğun toplum hayatına katılmayıp ev ortamına mahkum edilmesi
de uzun vadede zekasını köreltecektir.
Yürüme ve toplum hayatına katılma
Spina bifidalı çocukların
çoğunluğu yürüyebilir. Bazı çocuklar yardımsız yürürken bazıları cihaz, yürüteç
ve koltuk değnekleri ile gezebilir. Bazen küçükken yürüyebilen çocukların
erişkinliğe yaklaştıkça tekerlekli iskemle kullanmayı tercih ettikleri görülür.
Küçükken elle kullanılan tekerlekli iskemleye binebilen çocuklar büyüdüklerinde
elektrikli tekerlekli iskemleyi tercih edebilirler. Bunlar hastalığın
ilerlemesine değil, çocuğun kilo almasına ve toplum hayatındaki engellerin (
binalara girişteki zorluklar, merdivenler, ulaşım vasıtalarında ve yollarda
bedensel engellilere yönelik hazırlıklar olmaması ) spina bifidalı insanları
zorlaması nedeni ile gözlenir.
Türkiye’de spina
bifida ne sıklıkla görülüyor?
Son yıllarda daha çok duymaya
başladığımız "açık omurilik" anlamına gelen spina bifida hastalığı,
Türkiye'de her yıl beş bin bebeğin çeşitli kusurlarla doğmasına sebep oluyor.
Dr. Sibel Akkol, düzenli folik
asit vitamini alınmasıyla doğumsal kusurların yüzde 70'inin önlendiğine dikkat
çekti. Spina Bifida Derneği İzmir Şubesi, Avrupa Birliği'nin finanse ettiği,
Sağlık Bakanlığı'nın "Türkiye Üreme Sağlığı Programı" kapsamında
desteklediği "Sağlıklı Kuşaklar Güvenli Annelik İçin Nöral Tüp Defekti
Projesi"ni Smyrna Art Tüp Bebek Merkezi'ndeki anne adaylarına anlattı.
Bebeğin gelişiminin ilk üç ayda
tamamlanması nedeniyle bu dönemde ortaya çıkacak rahatsızlıkların bebeğin ölü
ya da kusurlu doğmasına neden olabileceğini vurgulayan Proje Teknik
Koordinatörü Dr. Sibel Akkol, "Spina Bifida açık omurilikten çıkan
sinirlerin çalışamaz hale gelmesiyle oluşan doğumsal bir rahatsızlıktır. Türkiye'de
her yıl beş bin bebek Spina bifida’lı doğuyor. Yürüttüğümüz bu çalışmada temel
amacımız, anne adaylarına bu rahatsızlığın, yeterli folik asit vitamini
alınmasıyla büyük oranda engellenebileceğini anlatmak."
Doğurgan
çağdaki tüm kadınların gebelikten önce başlayarak her gün folik asit vitamini
alması gerektiğini belirtti.
Folik asit (Folat-Polisin )vitamini;
"Bir çeşit B vitamini olan folik asit,
özellikle yeşil yapraklı taze sebzeler, ahududu, böğürtlen, tahıl, baklagiller,
süt ürünleri, karaciğer ve mayalanmış yiyeceklerde bulunuyor. Ancak bu besinler
belirli bir oranda tüketilebileceği için yine de gebelik öncesinde kadınların
tablet şeklinde folik asit alması şart. Çünkü folik asit sadece spina bifida’nın
değil, sinir sistemiyle ilgili diğer hastalıkların da önüne geçiyor."
şeklinde konuştu. (Dr. Sibel Akkol)
Folik Asit ve
eksiklik belirtileri; (Folat-Polisin) B grubundan bir vitamindir. Yeşil
yapraklarda yaygın olarak bulunduğundan bu ad verilmiştir. Çünkü latincede
folum yaprak anlamındadır. İlkin 1950'lerde bira mayasından ve karaciğerden
ayrılarak elde edilmiştir. Folik asit metabolizması B12 vitamini
metabolizmasıyla yakından bağlantılıdır. Folik asit merkezi sinir sisteminin
işlemesinde hayati bir rol oynar. Folik asit incebağırsağın ilk kesiminde
emilir, sonra karaciğere giderek orada metabolize olur. Folik asit en fazla
yapraklı yeşil sebzeler, bira mayası, karaciğer, böbrek, yumurta, zarı
alınmamış tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, ıspanak, yonca,
mavi-yeşil alg (yosun), maydanoz, nane, kuru fasulye (baklagiller) ve tohumlu
gıdalarda bulunur. Yetişkinlerde folik asit gereksinimi günlük 400
mcg(mikrogram) dır. Gebelik ve emzirme süresinde 400-800 mcg 'a gereksinim
vardır
Eksiklik Belirtileri:
Hafif folik asit eksikliği
toplumda oldukça yaygındır. Daha ağır eksiklik durumlarına ise anemide
rastlanır. Folik asit yada B12 vitamini eksikliği olanlar sonunda anemik hale
gelirler. Anemi belirtileri uyuşukluk, yorgunluk, çaba harcandığında nefes darlığı,
deride ve mukozada solgunluktur. Ağız kenarlarındaki çatlakların folik asit
yetersizliğinden ileri geldiği bilinirse de bu, demir, B2 yada B6
yetersizliğinden de olabilir. Folik asit eksikliğinde dil ağrılı ve kırmızıdır.
Pürtükleri kaybolmuşçasına düzgündür. B12 ve demir yetersizliğinde de benzeri
belirtiler görülebilir. Folik asit eksikliği çoğu kez dış belirtiler sonucunda
değil, kan testleri sonunda, kişide anemi olduğu anlaşılınca ortaya çıkar.
Hafif eksikliklerde kişide depresyon görülebilir. Daha ağır eksikliklerde ise
sinirler hasara uğrar.
Tedbiri nedir?
Bunun tedbiri tabii ki kontrol
altında geçen bir hamilelik dönemi. Bir kadın hamile olduğunu ilk bir ay içinde
fark ediyor. O andan sonra kiloyla da folik asit alınsa zaten geç kalınmış
oluyor. Folik asit, hamileliğin üç ay öncesinden alınmaya başlanmalı ve
gebeliğin ilk üç ayında da devam edilmeli. Böylece spina bifida konusunda bir
ölçüde garanti sağlanmış olur.
Ameliyatla mı tedavi edilir?
Bu hastalıkta erken müdahale
şarttır. İlk 36 saat içinde bu bebekler kesinlikle ameliyat edilmelidir. Çünkü
omuriliğin açıkta olması demek, beyin omurilik sıvısının açıkta olması
demektir. Bebeğin mikrop kapması ise onun menenjit olmasına neden olur. Menenjit
olması, bir dolu sorunla doğmuş bir bebeğin yeni bir sorunla boğuşması anlamına
gelir. Bu çocukları bekleyen sorunlar erken dönem ve geç dönem olarak ikiye
ayrılır.
Erken dönemde bebekleri bekleyen sorunlar
nelerdir?
Bebeğin ilk
bir ay hayatını tehdit edecek iki sorun var. Birincisi hidrosefali denen
kafanın içinde su birikmesi. İkincisi ise Chiari Tip 2 denilen bir problem.
Spina bifidalı çocukların kafatasının içinde beyincik diye adlandırdığımız
kısmın olduğu yer de ufaktır. Bu nedenle beyincik oraya sığmamaktadır. Böylece
aşağıya sarkarak üst omurilik bölgesine baskı yapmaktadır. Bu da onların rahat
nefes alamamasına, yutma işlevinde problem olmasına yol açar. O nedenle spina bifidalı
bebeğin yakın takibi şarttır. Bu çocukları bekleyen sorunlar bunlarla da
sınırlı değil. Omurilik hangi bölgede açıkta ise o seviyeden aşağıda olan
omurilik fonksiyonlarının hepsi sorunlu oluyor. Örneğin bel bölgesinde bir
problem var ise hastanın ayak hareketleri sorun teşkil ediyor. İdrar yolları
ile ilgili sıkıntıları da baş gösteriyor. Bebek kız ya da erkek olsun, cinsel
fonksiyonları ile ilgili sorunlar ortaya çıkıyor.
Geç dönemde bebekleri bekleyen sorunlar nelerdir?
Hidrosefalinin,
yani beyinde sıvı birikmesinin tedavisinde kullanılan “şant” adlı aletle ilgili
sorunlar ortaya çıkıyor. Bir de özellikle kız çocuklarında daha sık görülen
idrar yolları enfeksiyonları ciddi sorun oluşturuyor. Normal insanlara göre çok
kolay mikrop kaptıkları için bu tip hastalıklarla daha sık karşılaşıyorlar. Bu
sebeple spina bifidalı çocukların en azından ergenlik çağına kadar pediatrik
beyin cerrahisi bölümünce yakın takip altında tutulmaları gerekiyor.
(Acıbadem Hastanesi Pediatrik
Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özek )
Belirti ve Nedenleri
Bebek, sırtında omurilik üzerinde bir
açıklıkla doğduğu için beyinden gelen emirlerin sinirlerden geçişinde bir
zorluk yaşanır. Sinirle beyin arasında düzgün bir bağlantı olmadığı zaman da
değişik derecelerde felçler (hareket etme ve hissetme kaybı veya yetersizliği)
ortaya çıkar. Hangi sinirlerin etkileneceği ise, sırttaki açıklığın bulunduğu
yere ve büyüklüğüne bağlı bir durumdur.
Bu Durum Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Gebeliğin çok
erken zamanlarında, yani üçüncü haftada ortaya çıkar ve bu yüzden bu duruma doğuştan
olma bir hastalık denir. Bu durumun önlenmesi mümkün değildir. Son yıllardaki
çalışmalar, gebelik öncesi dönemde alınan folik asit vitamini ile bu hastalığın
önemli ölçüde önlenebileceğini göstermiştir.
Eğitim Süreci ve
Öğrenmeye Karşı Tepkiler
Batı ülkelerinde spina bifidalı
çocuklar normal okullara gidebilmekte ve bedensel engelli olmayan akranlarıyla
birlikte eğitim hayatlarını sürdürmektedirler. Maalesef bizim ülkemizde ulaşım
güçlüğü, ailelerin imkânlarının kısıtlı olması, sınıfların kalabalıklığı, bazı
öğretmenlerin ilgisizliği ve yeersizliği gibi nedenlerle spina bifidalı
çocuklarımızın bir kısmı okula başlasalar bile orta ve yüksek öğrenime devam
edememektedirler. Çocuklarımızın yarınını düşünerek tahsilsiz kalmalarını
engellemek için elimizden geleni yapmalı, gerekirse kısa sürede meslek sahibi
olabilecekleri kurslara başvurulmalıdır. Spina bifidalı gençlerimiz modern
toplum hayatında ayakta çalışmayı gerektirmeyen işlerde başarılı olarak
geçimlerini temin edebilirler.Dr. Selim Yalçın - Dr. Nadire
Özaras“Spina Bifida ile Yaşamak” Kitapçığı
Öğrenme süreci
çok yavaş ilerliyor;
Bu tür
hastalığa sahip çocuklarda, farklı gelişen tüm çocuklarda görüldüğü gibi,
eğitim sürecinin ilk başlarında ilerlemenin olmadığı görülmüştür. Bu durum
bilindiği için uzun soluklu bir eğitim süreci uygulanmaktadır.
Yavaş
ilerleyen bu süreçte İlk başlarda Sese tepki veriyor. Özellikle adıyla
çağırıldığı zaman hareket ve bakışlarıyla tepki veriyor. Sonra gurup
çalışmaları yapılıyor.Etkinlik esnasında sıra alıyor.Tek kelimelik eylem
bildiren yönergeleri yerine getiriyor.İki ve daha fazla eylem bildiren
yönergeleri yerine getiriyor.İstenilen nesneyi gösterebiliyor.
Okulda öğretilen ve hayatını kolaylaştıran
bazı davranışlar;( Beceriler)
Kendini
tanıtıyor.
Günlük konuşmaları
yapıyor (selamlaşma).
Eşyalarını
arkadaşları ile paylaşıyor.
İlgisini ifade
ediyor.
Yazı Yazma Becerisi
Kalemi doğru
tutuyor.
Yardımsız
karalama yapabiliyor.
Basit
şekilleri çizebiliyor.
Harflere
bakarak yardımsız çiziyor.
Söylenen
kelimeleri ya da cümleleri yardımsız yazabiliyor.
Personel ve Öğretmenlerin-aile ve Öğrenci ile İlişkileri
Personel-öğretmen-öğrenci
ve aile ilişkilerini anlatmadan önce bir genel anlatımla durumu özetleyelim.Farklı
bir çocuktur öğrencimiz.Algılaması ve davranışları onu normal öğrenciden ayıran
özelliğe sahip.
Sipina
Bifidaçocuklarda sık görülebilen
problemli davranışlarla baş etmek için, ilk olarak davranışın anlaşılması
gerekmektedir. Bu durumda öğretmenlerinden ve uzmanlardan uygun yardımlar
alabilirsiniz.
Sipina
BifidaÇocuğun bir davranışını artırmak
ya da azaltmak için, öğretmenin göstereceği tepkilerin farkına varmasıson derece önemlidir. Bu olayların farkına
vararak çocuğunu davranışlarını değiştirebilmesi mümkündür.
Spina Bifida
olan çocuklarda davranışları şöyle sıralamak mümkündür.
1. İlgi isteme
ve dikkat çekme isteği .
2.
Kaçma/kaçınma .
3. İstediği
bir etkinliği, nesneyi elde etme .
4. Duyumsal
davranışlar .
Özürlü ya da normal gelişim gösteren çocuğa
sahip olan anne babalar çocuklarına bir şey öğretirken ya da davranışlarını
kontrol ederken sorunlar yaşarlar ve bu konuda yardıma gereksinim duyarlar. Bu
sorunlarla baş etme yolları öğretilirse, çocuklarının eğitiminde ortaya
çıkabilecek sorunları önleme ve ortaya çıktığında da çözme becerilerine sahip
olabilirler. Bu nedenle, çocuğun eğitiminin yanı sıra, anne-babanın da desteğe
ihtiyacı vardır. Bu destek ilgili kurum ve uzman kişilerden talep edilebilir.
Çocuk eğitildiğinde bir çok şeyi başarır;
Kucağa
alındığında sakinleşir.
Kendisiyle
konuşulduğunda gülümser
Konuşma
seslerine tepki verir.
Kahkaha atar.
Yaptıkları bir
hareket karşılığında yetişkinden gülümseme ya da alkış beklerler.
Çevredeki
olaylar ve insanlarla ilgilidir.
Konuşurken göz
kontağı kurar.
Bağımsız yemek
yeme konusunda girişimcidir.
İstediğinde su
ve benzeri sıvıları içebilir. Basit ev işlerinde yardımcı olabilir
Giyeceklerini
tamamen kendisi giyebilir.
Meraklıdır,
çevreyi ve kendisini keşfeder.
Tuvalet
eğitimine başlar.
Kendi başına
oyun oynar.
Oyuncaklarını paylaşma
konusunda yetişkinin yardımına gereksinim duyar.
Okuldaki Materyaller
Yeterli
ve çocukların düzeyine hitap eden materyaller bulunmalıdır.Maalesef Milli
eğitim Bakanlığına bağlı bu okul ve diğer okullarda da yeteri kadar materyal
bulunmamaktadır..
Okluda eğitim amaçlı yeteri kadar logo olması
bu eğitimin temel araçlarındadır. Tabi bu eğitimi verecek personelin bulunması
da gerekir.
Öğrencilerin
kullandıkları masa ve sandalyeler, özür durumlarına ve konumlarına göre uygun
şekilde olmalı ve sınıf düzenlemesi de bu durma göre yapılmalıdır.
Sınıf Düzeni
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Sipina bifida
lı çocuk zeka özürlü deildir ve eğitilebilir.Hatta karma eğitim çerçevesinde eğitimini
tamamlayarak topluma üreten bireyler olarak katılabilir.
Sipina bifida’lı çocuklardan
bazılarıyardımsız yürürken, bazıları
cihaz, yürüteç ve koltuk değnekleri ile gezebilir. Bazen küçükken yürüyebilen
çocukların erişkinliğe yaklaştıkça tekerlekli iskemle kullanmayı tercih
ettikleri görülür. Küçükken elle kullanılan tekerlekli iskemleye binebilen
çocuklar büyüdüklerinde elektrikli tekerlekli iskemleyi tercih edebilirler.
Bunlar hastalığın ilerlemesine değil, çocuğun kilo almasına ve toplum
hayatındaki engellerin;
Binalara girişteki zorluklar,(ortak
kullanım alanları);
Merdivenler,
Ortak kullanım
alanlarındaki(mutfak,tuvalet,bahçe,spor salonu vs.) fiziksel engeller
Sınıflardaki sıra düzeni ve sıraların
fiziksel durumlarına göre ayarlanması ve bazılarının denge problemi olduğu
düşünülerek bulunması veya destekleyici önlemlerin alınması.
İdrar
kontrolünü düzenleyen ilaçların alınmasına imkan sağlanması, bunun için ilk
yardım dolabı ve müdahale edecek sağlık personelinin olması.
Çünkü Spina bifida’lı çocuklar,bu
hastalığa bağlı bir çok sorunu da beraberinde yaşamaktadırlar.Bu sorunlardan
biriside Tuvalet ihtiyacı ve idrar yapabilme güçlüğüdür.Mesela eğer mesaneden
idrar kaçıyorsa üropan denilen ve sert mesane duvarını gevşeten bir ilaç
kullanılabilir.Ayrıca idrar yolu iltihaplanmalarını önlemek için kasık cildi
temiz tutulmalı, günde en az iki litre sıvı içilmeli; gazlı içeceklerden, çay,
kahve, çikolata ve turunçgillerden kaçınılmalıdır.
Ulaşım vasıtalarında bulunan fiziksel
engeller
Yollarda bedensel engele sahip Sipina
bifida’lı hasta için var olan fiziksel engeller
Bu ve buna benzer engellerin
olması,okulda hastalığın durumu göz önünde bulundurularak hazırlığın ona göre
yapılması gerekmektedir.Bu düzenlemeninyapılmaması durumundaSpina
bifida’lı insanları zorlaması nedeni ile gözlenir.
Sınıflarda kapının hemen girişinde bulunan
küme şeklindeki sıralar,Sınıfta dolaşım güçlüğü yaratır.Hareket kabiliyetini
sınırlar.
Öğretmen
masasının çocukların arka kısmında olması
durumu öğrencilerde sıkıntı oluşturmaktadır.Çünkü Öğretmen çoğu zaman dersi,
masasından işlemek zorunda kalacaktır. herkesin görebileceği yerde ve ön
tarafta olmasınıgerektirir.
Yapılması gereken, masaların ve arkasında
bulunan sıraların tek yarım ay şeklinde yerleştirilmesi ve öğretmenin de bu
yarım ay şeklindeki dizilişin uç kısmında, tüm öğrencilerin görebileceği
şekilde oturmasıdır. Masaların dizilişi ve aralıkları, tekerlekli sandalye,protez,yürüteç
vs. kullanan öğrencilerin giriş çıkışlarına engel olmayacak şekilde geniş
olmalıdır.
Ortak kullanım alanlarında (bahçe,
kafeterya, spor salonları, WC, okul koridorları, yemekhane) fiziksel engellerin
olmaması gerekmektedir
Sipina bifida
hastası olan çocuklarda ışığa karşı duyarlı olanlar,göz bozukluğu olanlar da
bulunmaktadır.Bu durum göz önüne alınarak ışık ve ısı sisteminin bu özel druma
göre ayarlanması gerekmektedir.
Hastane
okullarındaki ve karma eğirim veren okullardaki Okul İçi ve Okul Dışı Çevre
Düzenlemesi
Okul
içerisinde çocukların yürüyebileceği bir şekilde düzenlenmiş koridorların
olması.Bu koridorların duvar diplerinde tutanakların olması
gerekmektedir.(Yürüme güçlüğü olanların dayanak olarak kullanmaları için)
Okul
bahçesinde bulunan çardak ve ağaçların sınıf ışığını engellemesi
gerekmektedir.Elektrik ışığından çok,doğal ışıktan istifade edilmesi daha
faydalıdır.
Ortak kulanım
alanlarından sayılan okul giriş ve çıkışlarının yanı sıra,okul bahçesinin de
Spina bifida’lı öğrencilerinde kullanabileceği şekilde düzenlenmesi,fiziksel
engellerin giderilmesi gerekmektedir. MaalesefSadece İstanbulda yaptığımız bir
araştırmada ve televizyon çekimlerinde hiçbir okulda ve özellikle karma eğitim
veren okullarda ortak kullanım alanların engellinin durumuna göre
düzenlenmediği görülmektedir.Oysa Bu konuda İlk Öğretim genel müdürlüğünün
genelgesi vardır.(buraya ilk öğretim müd.genelgesini koy)
Uygulamaya katılan öğrencilerimizin
makalesi
Sevgi Her Engeli Aşar
Çocuklarımızın
toplumun bir ferdi olarak yetişmesi temel ilkesine göre çalışmalar
yaptırmak, onlara yardımcı olmak
bizlerin elindedir.
Gelişimsel
yetersizlik gösteren çocukların sosyalleşmesini, çevre ile olumlu ilişkiler
kurabilmesini, toplumda dikkat edilmesi
gereken davranışları öğrenmesini ancak biz sağlayabiliriz.
“Varım.
Yaşıyorum ve bir gün daha var önümde,” diye düşünür müsünüz?
Önünüzdeki
günde sizi neler bekliyor bilebilir misiniz tümüyle?..
Okul. Günlük yaşamın içini dolduran
koskocaman bir şey.
Yetişkinler dersleri, sınıf
geçmeyi, daha yüksek okullara gitmek için yarışmayı bekler sizden. Sizler
içinse okul çok arkadaş demek, ilişkiler demek, sevmek, sevilmek, kabul edilmek
demek. Yaşlar büyüdükçe yeni ufuklar demek.
İnanın, yetişkinler de sonradan
yalnızca bunları anımsıyorlar okul yıllarından. En çok da yaşanan duygusal
anlar hatırlanıyor.
Duygular bazen hoş, bazen acı. Ama
bizde bıraktıkları izlerle yaşatıyorlar anılarımızı. Hiç başkalarından farklı
yanlarınızı düşündünüz mü?
Daha güzel, daha çirkin, daha uzun,
daha kısa, daha akıllı, daha aptal, daha başarılı, daha başarısız, daha
çalışkan, daha tembel!
Bu kavramlar
hiçbirimize uzak değil. Yaşamın bir yerlerinden hep çalınmış kulağımıza ve bizi
bazen yarışmaya bazen de küsüp kapanmaya itmişler.
Farklı olmak bazen üstünlük,
galip gelmek, hatta yukarıdan bakmak, bazen de altta kalmak, ezilmek, utanmak
gibi yaşantılar getirmiş bize.
Bir de iyice
farklı olanlar var: Göremeyen, işitemeyen, yürüyemeyen, konuşamayan, sizler
gibi anlayıp öğrenemeyen, koşamayan, uzun süre oturup dikkatini toparlayamayan,
içinde olup bitenleri sizler gibi açıkça anlatamayan, yani halkın, toplumun,
kör, sağır, sakat, geri ve deli dedikleri!
Uzak
durduklarımız. Aramıza almadıklarımız. Birlikte olmayı başaramadıklarımız.
Hatta bazen dışlayıp küçümsediklerimiz ve alay ettiklerimiz...
Şimdi bir
deney yapın. Kısa bir süre gözlerinizi kapatın ve sanki hiç açılmayacakmış gibi
dolaşmaya çalışın çevrede. Bazı ihtiyaçlarınızı böyle karşılamak için uğraşın.
Sonra açın gözlerinizi ve görmeden yaşarken neler hissettiğinizi hatırlayın.
Hatta yazın.
Bir süre için
kulaklarınızı iyice tıkayın, sesleri duymadan insanların arasında olmak için
bir deney yapın. Sokağa çıkın, çevrenize bakın. Duymayarak görmek bakalım size
neler yaşatacak?
Bir sandalyeye
oturun ve oradan bir süre hiç kalkmayın. Kalkamadığınızı hayal edin.
Başkalarından yardım istemek zorunda olmak nasıl bir duygu? Bunu anlamaya
çalışın.
Bir arkadaş
ortamında veya ailenizle birlikteyken bir süre hiç konuşmayın. Sanki
konuşamıyormuşsunuz gibi. Hatta birkaç saat sürdürün suskunluğunuzu. Bakalım
içinizde neler birikecek dışa vuramadığınız ve sizde nasıl bir sıkıntı
yaratacak bütün bunlar.
Eğer bu
deneyleri yaparsanız, artık bileceksiniz aramıza katılamayanların yaşadıkları
güçlükleri. Ve yine bileceksiniz ki böyle olmayı onlar seçmediler. Bunu
istemediler. Şimdi de, tüm bunları yapabildiğiniz için ne kadar şanslı
olduğunuzu hatırlayın ve bu şansı yakalayamayanlar için ne yapabileceğinizi
düşünün.
Çok şey
gerekmiyor aslında! Yalnızca onları olduğu gibi kabul etmek, aramızda yaşama,
var olabilme şansı tanımak, gerektiğinde yaşamlarını kolaylaştırmak için destek
olmak.
Ve tabii dost olmak!
İşte hepsi bu!
İsterseniz
özürlü, engelli ya da adı her neyse, sizden farklı doğmuş veya gelişmiş bir
dost bulun ve onu tanımaya çalışın. Tüm yüreğiniz ve aklınızla!..
Onlara hayatı anlatmayalım,
hayatı onlarla birlikte yaşayalım ve yaşatalım.